ÇOCUK ORTOPEDİSİ (Pediatrik Ortopedi)

Çocuk Ortopedisi

Çocuk ortopedisi; bebek, çocuk ve ergenlerde rastlanan tüm iskelet kas sistemi hastalıklarının tanı-tedavisiyle ve bu hastalıkların ileri yaşlara taşınabilen problemleriyle ilgilenen, Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’nın bir alt dalıdır.
İskelet kas sistemi açısından doğumdan ergenlik evresine değin vücut gelişim süreci belirgin bir şekilde sürdüğü için bu dönemlerde rastlanan ortopedik sorunlar yetişkinlere kıyasla farklı tanı ve tedavi yöntemleri gerektirir.

PEDİATRİK ORTOPEDİDE SIKLIKLA RASTLANAN HASTALIKLAR

• Kalça çıkığı (Gelişimsel kalça displazisi )
• Serebral palsi (Beyin felci)
• Meningomyelosel (Spina bifida)
• Doğuştan çarpık ayak (Pes ekinovarus)
• Boy kısalığı
• Doğumsal kas iskelet sistemi deformiteleri
• Omurga eğrilikleri (skolyoz, kifoz vb.)
• İskelet kas sistemi tümörleri
• Yürüme problemleri
• Düz tabanlık (Pes planovalgus)
• Çocukluk yaş grubu kırık çıkıkları ve yumuşak doku travmaları
• Doğumsal kol felcidir.

ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN ORTOPEDİK SORUNLAR

ÇARPIK AYAK (Clubfoot)

Parmakların ve topuğun içe doğru dönük olma durumudur veelle düzeltmek istense bile faydası olmaz. Ayrıca bacaklar da olması gerekenden ince ve kısadır. Yaklaşık yeni doğan 1.000 bebekten birinde bu ayak deformitesi vardır. Çok daha basit şekil bozuklukları çarpık ayak sanılabileceği için tanısı konurken dikkatli olmak gerekir.

Çocuk yürümeye başlamadan önce ayaklarının fonksiyonel ve düzgün bir hale getirilmesi gerekir. İzlenecek ilk tedavi yöntemi germe ve alçılamadır. Ayakların düzeltilmesi için germe hareketleri seri alçılama tekniği ile ayak normal hale getirilmeye çalışılır. 6-12 hafta arası alçılama devam eder.Bu sürede ayaklarda görülecek renk değişikliği ve isi değişikliği düzenli takip edilmeli ve tedaviyi gerçekleştiren hekim bu durumlar gerçekleştiğinde hemen haberdar edilmelidir.Tedavi sonrası ayağın eski halini almaması için özel ayakkabı ve aletler kullanılmaya devam eder. Yedi seneye kadar risk devam edeceği için doktor takibi bu süre boyunca önemlidir.
Bu tedaviden sonuç alınamayacağı anlaşılırsa çocuk 6-12 aylık iken cerrahi yöntemler devreye alınır. Tek bir operasyonla ayağın bütün deformiteleri düzeltilir. Çocuk büyüme dönemini tamamladıktan sonra nadiren bir operasyona daha ihtiyaç duyulabilir. Çarpık ayak ameliyat ile düzeltildikten sonra da deformite kasların çekmesi ile tekrarlayabilir. Bu nedenle ayaklar minimum bir yıl boyunca özel ayakkabılarla desteklenir.

Tedavi başarılı olursa çocuk normal veya normale çok yakın ayaklar sahip olur. Büyüyünce herkesin giydiği ayakkabıları giyer, arkadaşlarıyla istediği gibi koşar ve oynar. Buna rağmen ayak küçük, bacak ise ince kalabilir. Fakat unutulmamalıdır ki tedavi edilmeme durumunda yaşam boyu sakatlık kaçınılmazdır.

DOĞUŞTAN EĞRİ BOYUN (TORTİKOLLİS)

Bebek doğduğunda boynu bir yana doğru eğik duruyorsa bu duruma doğuştan eğri boyun (tortikollis) denir. Tortikollis varsa, boyun eğilmiş ve baş da bir yana doğru dönmüştür. Çocuğun kulağı köprücük kemiğine doğru yaklaşmıştır; yüz ise karşı tarafa bakar. Bu durumun sebebi o bölgedeki kasın gergin olmasıdır. Doğuştan boyun eğriliğinde ağrı olmaz.

Belirtileri
• Baş herhangi bir yana doğru eğiktir, yüz diğer yöne doğru dönüktür.
• Kas içerisinde sert bir kitle gözlenir. Bu kitle giderek küçülür ve kaybolur.
• Boynun hareket kabileyi kısıtlıdır.
• Yüzün bir tarafı düzleşmiş, diğer tarafı da uzamış gibidir.
• Farklı sorunlarla benzeşebileceği için teşhisin uzman hekim tarafından konulması gerekir.

Tedavisi
Her eğri boyunlu 5 çocuktan birinde doğuştan kalça çıkığı görüldüğü için tanı ve tedavi işlemlerinden önce hekim bebeğin kalçasını da muayene ederek çıkık olup olmadığını araştırır.Başlangıç tedavisi günde birkaç kez yapılacak egzersizlerdir. Baş ters tarafa döndürülür ve boyun da karşı yana doğru eğilir. Bu şekilde kasın boyunun uzatılmasına çalışılır. Çocuğun yatarken başını istenilen tarafa döndürmesi için ilgisini çekecek oyuncaklar ya da eşyalar bu yöne koyulabilir. Genellikle bir yıl içerisinde eğri boyun vakaları düzelir. Düzelmezse cerrahi yönyemle gergin olan kasa müdahale edilir.

GELİŞİMSEL KALÇA ÇIKIĞI

Gelişimsel kalça çıkığında uyluk kemiğinin başı (femur başı) yuvasının içinde stabil olarak kalamaz. Ayrıca eklem bağları da gevşek veya gergindir. Çocuk büyüyünce kalça eklemi tam olarak çıkar. Yuva sığ, baş küçük kalır. Çocuk bu nedenle geç yürür. Tedavi edilmezse, eklemde kireçlenmeye neden olur ve kalça ağrılı bir hale gelir. Çıkık olan tarafta kısalık olur.

Gelişimsel kalça çıkığında erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. Bebek doğunca kalçaları muhakkak muayene edilmelidir. Şüpheli durumlarda ve risk altındaki bebeklerde ultrason tetkiki gerekir. Çocuk yürümeye başladıktan sonra teşhis edilirse tedavi zor ve daha karışıktır. Kimi zaman imkansızdır.

Belirtileri
Gelişimsel kalça çıkığı bazen hiç belirti vermeyebilir ama aşağıdaki durumların varlığında bir doktora başvurmak gerekir.
• Bacaklar arasında uzunluk farkı
• Cilt pililerinde asimetri
• Kalça hareketlerinde kısıtlılık
• Topallama
• Parmak ucunda yürüme
• Diz kırmadan sağa sola doğru geniş adım atma

Tedavisi
Tedavi süreci yaşa göre değişkenlik gösterir. Erken teşhis sonuca ulaşmayı ve tedavi sürecini kolaylaştırır.

Yenidoğanlarda
Pavlik ismi verilen ve kalçayı yerinde tutan atkılar ile tedavi edilir. Bu atkı ile kalça 1-2 ay istenilen pozisyonda tutulur. Bu süre içerisinde eklem bağları sıkılaşacak, yuva gelişecek ve kalça çıkamayacak duruma gelecektir.
1-6 Aylıklarda
Pavlik atkısı bu aylarda da olumlu sonuçlar verebilir. Eğer sonuç vermezse anestezi altında kalça yerine konur ve çocuk alçıya alınır. Alçı süresi 3-4 ay sürebilir.
6-18 Aylıklarda
Anestezi altında kalça yerine konulur ve alçı yapılır. Kapalı yöntemlerle işlem tamamlanamazsa ameliyat yapılır, kalça eklemi açılır ve bu şeklide redüksiyon sağlanır. Her iki yöntemde de alçı süresi ortalama 4 ay kadardır ve zorunludur.
18 aydan büyüklerde
Bu dönemde durum çok daha ciddi boyutlara ulaşmıştır. Daha büyük bir cerrahi operasyon gerekebilir. Bu ameliyat ile sığ olan yuvaya derinlik verilmeye çalışılır. Büyük çocuklarda femura da müdahale edilir. Ameliyattan sonra alçı yapılır; alçı süresi 6-8 haftadır.

ÇOCUKLARDA ESNEK DÜZ TABANLIK

Çocuklar doğduklarında ayaklarında esnek düztabanlık vardır. Çocuk ayağa kalkıp yere bastığında ayağın arkı kaybolur. Çocuğun anne, baba ve diğer yakınları çocukta kalıcı bir sakatlık mı var diye endişelenirler. Birçok çocuk bu şekilde, herhangi bir problem olmadan büyümeye devam eder.

Esnek düz tabanlık için şunlar söylenebilir:
• Ağrısızdır.
• Yürümeyi ve spor yapmayı etkilemez.
• Herhangi bir tedavi, ameliyat gerektirmeden kendiliğinden düzelir.
• Esnek düz tabanlıkta, kas fonksiyonları ve eklem hareketleri normaldir; dolayısıyla ayaklar da normal kabul edilir.
• Topuk ve parmaklar arasındaki ayağın arkının düzleşmesini kemiklerin şekilleri ve sağlam bağlar engeller.
• Çocuk büyüdükçe ve ayakları üzerinde yürüdükçe yumuşak dokular gerginleşir ve sertleşir; ayağın arkı ortaya çıkar.
• Genellikle 5 yaşından sonra ayak normal şeklini alır. Çocuk ergenlik çağına gelmiş ve ayağında düztabanlık hala varsa ağrı nedeni olabilir. Ağrılı durumlarda doktor muayenesi gerekir.

Tedavi
Çocuk yürüdüğü zaman ayaklarında ve bacaklarında ağrı hissediyorsa, aşil tendonunu gerici egzersizler tavsiye edilir, tabanlık önerilir. Eğer aşil tendonu çok gergin ise alçı ile uzatma yapılabilir. Ergenlik döneminde ağrılı düztabanlık varsa ameliyat gerekebilir. Nadiren bazı esnek düz tabanlar çocuk büyüdükçe sertleşir ve ek tıbbi müdahale gerektirebilir.

İÇE DÖNÜK BASMA

İçe basma, yürürken veya koşarken, ayak uçlarının karşıya doğru bakacağına içe doğru dönük durmasına denir. Çocuğunuz içe dönük basarak yürüyorsa çok büyük ihtimalle büyüdükçe normale dönecektir. Özel bir ayakkabı, egzersiz veya herhangi bir tedavi gerektirmez.
İçe basarak yürüyen çocuklar ayağı takılıp tökezleyebilir. Ayrıca, şu durumlarında bilinmesi gerekir:
• Genellikle ağrı vermez.
• Yürümeyi öğrenmede soru teşkil etmez.
• Yetişkin hayatta kireçlenmeye sebep olmaz.
İçe Basma Sebepleri
• Tibia (kaval) kemiğinde dönme
• Femur (uyluk) kemiğinde dönme
• Dizden çarpık bacak
• Tarak kemiklerinde içe dönüklük

FEMUR BAŞI KAYMASI

Ergenlik döneminde en sık görülen kalça rahatsızlığıdır. Tedavilerden alınacak sonucun kalitesini teşhis süresi belirleyecektir. Femur kemiğinin büyümesini sağlayan kıkırdak plak baş ile boyun arasındadır. Büyümekte olan çocuklarda, bu kıkırdaktan itibaren baş yerinden oynar. Böylece kalça ekleminde deformite oluşur. Çocuk kalçasını içe doğru döndüremez, ayağı dışa doğru dönük durur, bacağı kısalır ve ayakta durmak ağrı vericidir. Bu durum,10-18 yaşları arasındaki, özellikle şişman veya atletik çocuklarda daha sık görülür. Ameliyat ile femur başı çivilerle tutturulur ve daha fazla kayması önlenir. Çiviler başın kemiğe tutunmasını sağlar. Artirit gelişmişse tedavi daha da zordur. Farklı ameliyatlar da gerekebilir.

ARTROPLASTİ (Protez Cerrahisi)

Protez Cerrahisi

Protez Nedir?

Protez; travma, tümör vb. sebeplerle kaybedilen vücut uzuvları yerine, bu uzuvları taklit emek üzere geliştirilen aygıtların genel adıdır.
Travma, tümör oluşumları, kangren ve benzeri durumlar sonrası vücut sağlığını korumak amacıyla hasar gören organın vücuttan çıkarılması gerekebilir. Böyle durumlarda, çıkarılan organın şekil ve işlevini taklit eden protezler, ilgili organın yerine uygun yöntem, araç ve gereçler kullanılarak takılır.

Eklem Nedir?

İki veya daha fazla kemik ucunu hareket edebilecek yapıda birleştiren özel yapılardır. Örneğin uyluk kemiği (Femur) alt ucu ile kaval kemiği (Tibia) üst ucu arasını birleştiren yapı diz eklemidir.
Eklemi oluşturan kemik uçları yumuşak, kaygan ve elastik kıkırdak yapı ile sarılıdır. Bu yapı yük ve basınca direnç göstererek eklemin basit ve acısız, ağrısız hareket edebilmesini sağalar.
Eklemin çevresi kapsülle, içiyse sinovia adı verilen zarla kaplıdır. Sinovial zar tıpkı makine yağı gibi işlev gören eklem sıvısının üretiminden sorumludur. Eklem sıvısı sürtünme ve aşınmayı azaltır ve kıkırdağı besler.

Menüsküs nedir?

Diz ekleminde ise diğer eklem yapılarına artı olarak içte ve dışta hilal şeklinde menüsküs adı verilen elastiki kıkırdak vardır. Menüsküsler tıpkı bir amortisör gibi gelen darbeleri yumuşatır, eklemi daha sağlam kılar ve eklem sıvısı ile hareketi kolaylaştırıcı etki yapar.
Karşılıklı olan kemikler bu yumuşak doku yapılarının yanında bağ dokular ile daha güçlü hale gelir. Eklemleri çaprazlayan tendonlar, adaleler aracılığıyla hem sağlamlığı, hem de rahat hareket olanağını sağlar.
İşte tüm bu yapı tüm vücudun hareket sisteminin yıllarca aşınmadan çalışan bir makine gibi işlemesini sağlar.

Total Eklem Protezi Operasyonları

Total eklem değiştirme operasyonları, işlevini yitirecek kadar harap olmuş ve/veya vücudun geri kalanına zarar verecek boyutta problemlere gebe organların yerine çeşitli metal, polietilen ve seramik kaplı malzemelerin yerleştirilmesi esasına dayanmaktadır.
ABD’de yılda 150.000 den fazla eklem protezle değiştirilirken ülkemizde 20000 – 25000 civarındadır.

Neden Total Eklem Protezi Gereklidir?

Farklı sebeplerle eklemlerde oluşan kıkırdak hasarları ve şekil bozuklukları kişide ağrı, hareket zorluğu ve aksamalara sebep olur. Bu nedenle eklem yüzeylerinin rehabilite edilmesi ve değiştirilmesi gerekir.
Eklemlerde kıkırdak hasarlarına (Dejeneratif Artrit) neden olan başlıca sebepler;
• Hatalı kırık çıkık tedavileri
• Doğumsal anomaliler
• Enfeksiyonlar
• Metabolik kemik hastalıkları
• Ağırlık taşıyan eklemlerde oluşan eğrilikler
• Meniskus, bağ ve kapsül hasarları
• Kemik ve kıkırdak dolaşımının bozulması (Avasküler Nekroz)
• Tümörler
• Aşırı kilo ve obezite
• Romatizmal hastalıklar
• Sebepsiz durumlar

Total Eklem Protezinin İyileşme Süresi Nedir?

Genel olarak hastalar operasyondan kısa bir süre sonra hareketli hale gelseler de süre hastadan hastaya ve vakadan vakaya değişiklik gösterebilir.
Total kalça ve diz protezlerinin ardından hasta ikinci gün ayağa kalkabilmekte, birkaç günün ardından destekli ardından desteksiz olarak yürüyebilmektedir.
Omuz, dirsek, el bileği ve parmak eklemi gibi ağırlık taşımayan eklemler cerrahiden hemen sonra rehabilitasyon desteğiyle hareket etmeye başlayabilir. Rehabilitasyonun amacı tedavi süresince zayıflayan kasların yeniden güçlenmesini sağlamaktır.

Total Eklem Protezinin Riskleri Nelerdir?

Total eklem değişimindeki risk diğer cerrahi müdahalelerden farksızdır. Ameliyat öncesi genel cerrahın ve anestezi uzmanının yapacağı değerlendirme sürece ışık tutacaktır.

Oluşabilecek Komplikasyonlar Nelerdir?

Karşılaşılabilecek en önemli komplikasyon enfeksiyondur. Enfeksiyon taburcu olmadan önce ya da sonra oluşabilir. Yüzeysel enfeksiyonlar uygun antibiyotik tedavileriyle çözülebilir. Derin enfeksiyonlar ise protezin geri çıkarılmasına kadar uzanabilir. Oluşan enfeksiyon kan yoluyla vücudun farklı bölgelerine de yayılabilir. Bu nedenle sinüzit, idrar yolu enfeksiyonu, diş enfeksiyonları gibi rahatsızlıklar operasyon öncesi tedavi edilmeli ve koruyucu tedavi süreçlerine başlanmalıdır.
Cerrahi tekniğin yeterliliği de komplikasyon sebeplerindendir. Sağlık kuruluşlarının genel sterilizasyonu ve ameliyat hane şartları komplikasyonlar açısından oldukça önemlidir.

Bunlarla birlikte yerleştirilen proteze bağlı sebeplerle de komplikasyonlar oluşabilir.
(Protezin gevşemesi-Çıkık-Aşınma-Kırılma-Sinir yaralanması-Kemik kırılması)

Total Eklem Protezi Kalıcı mıdır?

İleri yaşlarda uygulanan protezlerde ikinci bir operasyon gerekmemektedir.
Genç hastalarda ise beden gelişimine bağlı olarak ikinci bazen de üçüncü operasyon gerekebilir.

TRAVMA CERRAHİSİ

Travma Cerrahisi

Çoğunlukla ciddi sonuçlar yaratan, derin kas yaralanmaları, kemik kırılmaları, uzuv kopması organ yaralanması gibi vücutta ciddi hasar oluşturan fiziksel yaralanmalara travma denir. Ortopedi ve travmatoloji uzmanlığı, kırıklar, uzuv kopmaları gibi kas-iskelet sistemiyle ilişkili travmaların tanı ve tedavisiyle özel olarak ilgilenir.

Travma hastalarının tedavisinde en önemli unsur, alanında uzman hekimler ve en kısa sürede müdahale edebilmek için yeterli tıbbi donanımdır. Travma hastaları açısından bakıldığında hız, yaşamla ölüm arasındaki ince çizginin ne tarafında olduğunu belirleyecektir.

Doç. Dr. Ahmet Doğan travma cerrahisi hizmetlerini eksiksiz ve güvenle sunabileceği, travma cerrahisi açısından tam donanımlı hastanelerde çalışmayı tercih etmektedir.

  • Kapalı Kırıklar
  • Eklem Çevresi Kırıkları
  • Tendon Yaralanmaları
  • Adale ve Yumuşak doku yaralanmaları

.

El CERRAHİSİ

El Cerrahisi

El, yüksek hareket kabiliyetinden ve eklem sayısından da anlaşılacağı üzere kompleks yapıya sahip bir uzuvdur. Bu yüksek hareket kabiliyeti elin kusursuz iskelet sistemi ve bu sistem üzerinde bulunan adale ve tendon sistemleri sayesindedir. Ayrıca elin sahip olduğu esnekliğini ve işlevsel kuvvetini sağlayan yapı ise var olan mükemmel kan dolaşımı ve kusursuz sinir sistemi ağı sayesindedir. Bu yapıların yanında destekleyici nitelikte olan bağ dokusu bantları (ligamentler), deri altı dokusu, deri ve tırnak gibi oluşumlar vardır.

Tüm bu sistemin yani elimizin yara, kayıp ve hastalıklarıyla El Cerrahisi Bilim Dalı ilgilenir.
Günlük hayatın neredeyse her yerinde kullandığımız eller, sıklıkla yaralanırlar. Elin üstünü kaplayan deri ve yumuşak doku kayıpları tedavi edilmezse hasar giderek büyür ve işlev ve duyu kayıpları yaşanır. Özellikle tendonlar, sinir sistemi ağı, eklem kapsülleri, eklemler ve kemikler uygun tedavilerle koruma altına alınmaz ise sorunlar büyüyerek geri dönüşü imkânsız evrelere ulaşabilir.

Elleri yaralayan durumun şiddeti ve süresi hasarın ağırlaşmasına neden olur. Uygun zamanda müdahale ile tedavi edilmezse iltihap, nekroz gibi olaylar yumuşak doku hasarını artıracaktır.

Yara iyileşme dönemine etki eden sistemik veya lokal hastalıklar el yaralanmalarının daha ağır evrelere ulaşmasına ve doku kayıplarının oluşmasına sebep olabilir.
Komplike olmayan basit bir el yaralanması bile kronik hastalık sahiplerinde, diyabetiklerde, sigara içenlerde veya dolaşım problemi olanlarda daha güç bir soruna dönüşebilir.

KLİNİK YAKLAŞIM

Yaralı ele ilk yaklaşım daha fazla zarar vermeden hemostaz (uygun kanama kontrolü) sağlayarak ve eli fizyolojik pozisyonda tutarak gerekli tanı ve tedavi süreçlerine başlamaktır. Mümkünse hızlıca doku defektlerinin kapatılması gerekir. El kontamine, enfekte veya aağır kirli değilse sadece serum fizyolojik veya laktatlı ringer solüsyonu ile yıkanmalı ve temizlenmelidir. Ağır kirlilik varsa antiseptik solüsyonlarla el temizlenebilir fakat ardından antiseptik solüsyonun da fizyolojik serumla yaradan uzaklaştırılması gerekir. Doku defekti olan açık yaralar ilgili dokuya uygun yöntemle kapatılmalıdır. Eğer uygun kalıcı bir kapama yöntemi gerçekleştirilemiyorsa geçici sentetik veya biyolojik örtülerle yara kapatılmalı ve altta açıkta kalan yapılar korunmalıdır. Daha sonra uygun şartlarda kalıcı kapama girişimi yapılır.

El Cerrahisinde sıklıkla kiriş, sinir, damar ve eklem onarımı, kırılmış kemik onarımı, yanık sonrası onarım ve cilt yaralarının onarımı işlemleri uygulanır. Tıbbi teknolojilerin ve el cerrahisinin gelişimi ciddi yaralanmalarda dahi fonksiyon kaybı ve görüntü bozukluğunun giderilmesinde büyük oranda tedavi verimliliğini arttırmıştır.

Şu anda kullanılan cerrahi teknikler arasında:

Greftleme

Hasarlı bölgeyi onarmak amacıyla bedenin farklı bir bölümünden deri, kemik, sinir veya diğer dokuların hasarlı bölgeye nakline greftleme denir.

Flep cerrahisi

Vücudun uygun ve sağlıklı bir bölümünden hasarlı alana derinin alttaki yağ dokusu, kan damarları ve kas dokusu ile beraber nakledilmesine flep cerrahisi denir.
Uygulanan El cerrahilerinin oldukça büyük bir bölümünde, kimi zaman çok uzun bir zaman alsa da destekleyici rehabilitasyon uygulamalarıyla kaybedilmiş duyu ve fonksiyon tekrar kazandırılabilir.

KARPAL TÜNEL SENDROMU VE TEDAVİSİ

El parmaklarının hareket ve hissinde önemli rolü bulunan median sinirin el bileği bölgesinde sıkışması sonucu oluşan ve sinir sıkışmaları içerisinde en sık görülen durumdur. Median sinirin el bileğinden geçtiği boşluğa ise karpal tünel denir. Median Sinirin karpal tünel içinde bir şekilde uzun süreli basınca maruz kalması karpal tünel sendromuna neden olur.

Karpal Tünel Sendromu Kimlerde Sık Görülür?

Karpal tünel sendromu daha çok kadınlarda, 40-60 yaş arasında ve el bileğinin rutin olarak kullanıldığı işlerle meşgul olanlarda (Daktilo, klavye kullanmak, temizlik amaçlı sürekli bez sıkmak vb.) daha sık görülür. Diyabet, romatoid artrit, hipotroidi, obezite, gut gibi diğer nedeniyle de ortaya çıkabilir. Gebelik döneminde vücut sıvısı artışına bağlı olarak karpal tüneldeki basıncın artması geçici bir sendroma neden olabilir.

Karpal Tünel Sendromunun Belirtileri Nedir?

• Elde hissedilen güç kaybı
• Çabuk yorulma hissi
• Parmaklarda karıncalanma hissi
• Parmaklarda uyuşma
Ağrı ve uyuşukluk geceleri uykudan uyandıracak kadar yüksek eşikte hissedilebilir. Böyle durumlarda bileğin hareket ettirilmesi ağrıyı azaltabilir.
Çok ilerlemiş vakalarda başparmak kaslarında erime, bu duruma bağlı olarak ta güçsüzlük ve his kaybı görülür. Parmaklardaki his kaybı, ağrı ve acı hissi olmadığından hastanın parmaklarına zarar (yakma, kesme, yaralama) vermesine neden olabilir.

Karpal Tünel Sendromunun Tedavisi Nedir?

Başlangıç döneminde el bileğinin hareket kabiliyetini kısıtlamak ve antiinflamatuar ilaçlar kullanmak şikâyetleri azaltabilir. 1-3 ay boyunca iyileşme gözlemlenmeyen ve alınan önlemlere rağmen devam eden durumlarda ise ameliyat gerekir.
Avuç içi – elbileği arasında uygun noktadan küçük bir kesi ile karpal tünele ulaşılır ve tünelin çatısı tamamen kesilerek karpal tünel açılır. İlerlemiş vakalarda mikroskop altında nöroliz yani sinir serbestleştirilmesi yapılır. Böylelikle şikâyetlere neden olan basınç ortadan kalkar.
Şikâyetler ameliyat sonrası hemen ortadan kalkmaz. Hatta ameliyat sonrası oluşan şişlikler nedeni ile sinirdeki sıkışma süreceği için şikâyetler arta da bilir. İyileşme süreci 3-6 ay arasında değişebilir.
Bazı ağır ve geç kalınmış vakalarda cerrahi işlem sonrası şikâyetler azalsa da tam olarak iyileşmeyebilir. Sigara kullanımı, düzensiz – uygunsuz beslenme ve ileri yaş gibi faktörler tedavi sonuçlarını olumsuz etkiler.

ROMATOİD ARTRİT

Ellerin ve vücudun diğer bölümlerinin görüntüsünü ve fonksiyonunu kısıtlayan ve kişiyi sakat bırakabilen ciddi bir hastalıktır. Sıklıkla parmak eklemlerini deforme eder, hareketi kısıtlar ve parmakları bükülü olarak durmaya zorlar.

Romatoid artritin neden olduğu durumlar genellikle ameliyatsız tedavi edilebilir. Özel cihazlarla uygulanacak uygun fizik tedavi uygulamaları etkin bir tedavi yöntemidir. Bazı vakalar içinse cerrahi uygulamalar en iyi çözümdür. Operasyon kararı operasyonu gerçekleştirecek cerrahın ve romatoloji uzmanının ortak vereceği kararla gerçekleştirilmelidir.
Cerrahi tedavide, Enflamasyon olan eklemlerden dokular çıkarılır, tendonların yeri değiştirilir ya da yapay eklemler yerleştirilir. Ameliyat sonrası el tam olarak kullanılamasa da fonksiyon ve görüntü açısından belirgin bir iyileşme görülür.
Unutulmamalıdır ki, yapılacak ameliyat altta yatan hastalığı tedavi etmez. Romatoid artrit hasar oluşturmaya devam edebilir ve bazen tekrar operasyon gerekebilir.

ARTROSKOPİK CERRAHİ

Arthroscopic Cerrahi

Artroskopi (Artros[eklem] ve skopi [gözlemek] anlamına gelen köklerden türetilmiştir.), eklem hastalıklarının tanı ve tedavisinde uygulanan, açılan kesiden Artroskopi adı verilen ince bir alete yerleştirilmiş küçük bir lens ve aydınlatma sistemi sayesinde eklemlerin iç kısmını 6-10 kat büyüterek ayrıntılı şekilde görüntülenmesine olanak sağlayan cerrahi bir yöntemdir. Artroskopi diğer cerrahi yöntemlere göre daha kısa bir zaman içerisinde uygulanabilir, daha ayrıntılı veriler elde edilmesini sağlayabilir ve bu verileri dijital olarak kaydedebilir. Açık cerrahiyle izlenemeyen eklemler de Artroskopi ile görüntülenerek tanı ve tedavileri gerçekleştirilebilir. Sağladığı kolaylık nedeniyle günümüzde en sık kullanılan cerrahi işlemlerden biridir.

Artroskopik Cerrahinin Avantajları Nelerdir?

• Küçük kesilerden yapıldığı için, sağlam dokulara minimum zarar verilir.
• Hastaların ameliyat sonrası ağrı, açık cerrahi girişimlere göre çok daha azdır.
• İyileşme ve gündelik hayata dönüş süresi çok daha kısadır. Profesyonel sporcular açısısından bu durum çok değerlidir.
• Yeterli fiziki egzersizler ile eklemde hareket kısıtlılığı riski açık girişimlere göre yok denecek kadar azdır.
• Enfeksiyon, trombofilebit gibi riskler oldukça azdır.
• İyileşme süresi daha kısa ve rahattır.

Artroskopik Cerrahi Yöntemi Nasıl Uygulanır?

• Artroskopik uygulamalar için uygun hastane, ameliyathane ve anestezi olanakları gerekir. Sıklıkla spinal anestezi uygulanır.
• Eklem içerisine girebilmek için 0,5 cm boyunda bir kesi yapılır. Vaka durumuna göre birkaç kesi daha gerekebilir.
• Cerrahi uygulamada kullanılacak aletlerin ekleme ulaşması için ikinci bir kesi yapılır.
• Cerrahi müdahaleler artroskoptan alınan görüntülerin monitörden takibi ile gerçekleştirilir.
• Tüm operasyon video kayıt sistemi varsa kaydedilir.
• Artroskopik girişim sonrası ağrılar için genellikle basit ağrı kesiciler yeterlidir.
• Hastanede kalış süresi uygulama türüne göre bir – iki gün arası değişir. Çapraz bağ ve diz kapağı çıkığı hastaları dışında genel yatış süresi bir gündür.

Artroskopi ile Tedavi Edilebilen Eklem Hastalıkları

Diz Ekleminde

• Yırtık menüsküs parçalarının çıkarılması
• Bazı menüsküs yırtıklarının dikilmesi
• Ön ve arka çapraz bağ tamirleri
• Erken dönemde kireçlenme tedavisi
• Diz eklemini ilgilendiren kırıkların tedavisi
• Kıkırdak nakilleri
• Patella (diz kapağı) ekseninin düzeltilmesi
• Diz kapağı çıkıklarının tedavisi
• Eklem iltihaplarının boşaltılması
• Sinovektomi (Hastalıklı eklem zarının çıkartılması)
• Kaza veya hastalık sonrası meydana gelen hareket kısıtlılıklarının açılması.
• Eklem içi iyi huylu tümör ve kistlerin çıkartılması
• Eklem içi serbest cisimlerin çıkartılması

Omuzda

• Kas sıkışması ve tekrarlayan omuz çıkıklarının tedavisi
• Kıkırdak ve kas krişi hastalıkları
• Osteoartrit (kireçlenme) tedavisi
• Romatizmal hastalıklarda sinevektomi
• Omuz hareket kısıtlılıklarının açılması
• Eklem içi serbest cisimlerin çıkartılması

Ayak Bileğinde

• Eklem içi kırıklar, osteokondritisler
• Meniskoid lezyonlar (tekrarlayan burkulmalar sonrası meydana gelen doku sıkışmaları)
• Osteoartrit (kireçlenme) tedavisi
• Romatizmal hastalıkların tedavisi

El Bileğinde

• Eklem içi kırıkların tedavisi
• Sinir sıkışmalarının gevşetilmesi
• Bilek kemikleri arasındaki bağ yırtıklarının tedavisi
• Eklem kıkırdağı harabiyetlerin tedavisi
• eklem içindeki özel kıkırdak yastıkçığının düzeltilmesi

Dirsekte

• Osteokondritislerin tedavisi
• Serbest cisimlerin çıkarılması
• Hareketi engelleyen kemik çıkıntılarının törpülenmesi
• Romatizmal hastalıklarda sinevektomi
• Eklem içi iyi huylu tümör ve kistlerin çıkartılması

AYAK-AYAK BİLEĞİ CERRAHİSİ

Ayak Cerrahisi

Bu bölüm yapım aşamasında…

ONKOLOJİK ORTOPEDİ

Onkoloji Cerrrahisi

Ortopedik Onkoloji
Ortopedik Onkoloji, hareket (kas ve iskelet) sistemindeki kemik, kas ve yumuşak doku tümörleri ile kemiğe diğer organlardan yayılmış (metastaz) tümor kitlelerin tanısı ve cerrahi yöntemlerle tedavisi konularıyla ilgilenen ortopedi dalıdır.

Tümör Nedir?
Tümör Latince’de şişlik, kitle anlamına gelen bir kelimedir. Tıpta tümör kelimesi, normalde insan vücudunda bulunan bazı hücrelerin, nedensiz, kontrolsüz ve aşırı bir şekilde bölünerek üremesiyle oluşan kitleleri, şişlikleri tanımlamak amacıyla kullanılır.

Kemik tümörlerinin büyük bir kısmında sebep bilinmez. Bulunduğu bölgede büyüyen tümör kemiği zayıflatarak patolojik kırık oluşmasına sebep olur. Eğer gerekli önlem alınmazsa tümörler ölüme sebep olabilir. Kemik tümörleri ekseriyetle iyi huyludur. Nadiren, enfeksiyon, stres kırığı ve diğer tümör dışı durumlar tümöre benzer davranış gösterebilirler. Tanı ve görüntüleme yöntemleri ile rahatsızlığın tümör kökenli ya da diğer etkenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı kolayca anlaşılabilir.

Tümörlerin Sınıflandırılması
Tümörleri genel olarak davranışına, köken aldığı hücre tipine göre sınıflamak mümkündür. Kemik tümörlerinde ayrıca tümörün kemikten mi kaynaklandığı (primer kemik tümörü) yoksa kemiğe başka bir organdan mı metastaz ile yayıldığı (sekonder kemik tümörü) durumu da bir sınıflandırma kriteridir.

En çok bilinen hekim ve hasta arasında en çok kullanılan, tümörün davranışı ve tümör kitlesi ile ilgili tıbbi beklentilere dikkate alınarak yapılan sınıflandırmadır.

Tümörlerin Davranışına Göre Sınıflandırılması

İyi Huylu (selim, benign) Tümörler

Selim tümörler çıktıkları bölgede, dokularda büyüme ve ilerleme gösterirler. Çevre dokulara bası yaparak ve içlerine doğru ilerleyerek büyürler. Çevredeki dokulara, damarlara, sinirlere baskı yapmaları veya kemiği zayıflatarak kırılma riski oluşturmaları nedeniyle cerrahi olarak çıkartılmaları gerekir. Doğrudan hayatı tehdit etme özellikleri bulunmaz. Vücutta başka doku ve organlara yayılmazlar. Bazı selim tümörler çok düşük olasılık olsa da kötü huylu tümöre dönüşebilirler.

Kötü Huylu (habis, malign) Tümörler

Habis tümörler bulundukları yerde yayılabilirler. Ancak selim tümörlerden farklı olarak kan ve lenf dolaşımı ile vücudun diğer bölgelerine (özellikle akciğer ve diğer kemikler gibi) sıçrayabilirler. Habis tümörün bulunduğu dokudan diğer dokulara sıçramasına “metastaz” denir. Ortaya çıktıkları yerde tekrarlamamaları ve diğer dokulara yayılmamaları için uygun cerrahi tedavi ile alınmaları gerekir. Çoğunlukla habis tümörlerin tedavisi cerrahi tedaviyle birlikte kemoterapi, radyoterapi gibi tedavilerle desteklenmelidir. Kas ve iskelet sisteminin habis tümörleri “sarkom” olarak isimlendirilir.

Tümörlerin Köken Aldığı Hücre Tipine Göre Sınıflandırılması

Yumuşak Doku Tümörleri

Kemik Tümörleri

Yumuşak Doku Tümörleri

Yumuşak doku tümörleri uzuv ve gövdenin tüm yumuşak dokularında görülebilir (adale, yağ dokusu, bağ dokusu, damar, sinir, fibroz doku, kiriş, snovyal yani eklem çevresindeki dokular). Vücuttaki mezenkimal hücrelerden kaynaklanırlar. Yumuşak doku tümörlerinin seyri farklı gelişebilir.Bazıları yavaş ilerlerken bazıları oldukça agresif ve hızlı yayılabilir. Yüzeyel olanlar kolayca belirlenebilir. Vücut boşluklarına doğru büyüyen derin kitleler ancak belirli büyüklüğe ulaştıktan sonra fark edilirler. Çoğu kez çevrelerindeki damarla ve sinirlere baskı yaptıktan sonra verdiği rahatsızlık nedeniyle hasta tarafından şikayetlerin başlaması ile fark edilirler.

Kemik Tümörleri

Tümörün türüne bağlı olarakağrı ya da dışarıdan fark edilebilen şişlik en sık rastlanan belirtilerdir. Özellikle kötü huylu tümörlerde yani sarkomlarda şişlik, ağrı gibi şikayetler daha belirgin iken iyi huylu tümörlerin birçoğu uzun süre belirti vermeyebilir.

Kaç tür kemik tümörü vardır?
Kemik tümörleri primer (yani kemikten kaynaklanan ) veya sekonder yani kemiğe başka bir organdan metastaz yolu ile yayılan tümörler olmak üzere ikiye ayrılır. Kemiğin kendisinden kaynaklanan tümörler de kendi arasında iyi huylu ( benign ) ve kötü huylu ( malign ) tümörler olarak ayrılırlar. Malign tümörlere sarkom da denir.

Sık Görülen Kemik Tümörleri
Daha fazla kemik tümörü türü olmakla birlikte aşağıda yer alan tümörler en sık karşılaşılan kemik tümörleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kötü Huylu (malign) Tümörler

Multiple Myeloma
Multiple Myeloma en sık görülen birincil kemik kanseridir. Kemik iliğinin kötü huylu tümörüdür. Her hangi bir kemiği etkileyebilir ve 50-70 yaş arası hastalarda görülür.

Osteosarkoma
Osteosarkoma ikinci en sık görülen kemik kanseridir. Ağırlıklı olarak ergenlik çağında ve diz bölgesinde daha az sıklıkla kalça ve omuz bölgesinde görülür.

Ewing’s Sarkoma
Ewing’s sarkoma sıklıkla 5-20 yaş arası görülür. Çok geniş yumuşak doku kitlesi ile kemik harabiyeti oluşturur. En sık görülen yerler üst ve alt ekstremite, pelvis ve kotlardır.

Kondrosarkoma
Sık olarak 40-70 yaş arası görülür. Kalça bölgesi, pelvis ve omuzda kitle oluşturur.

İyi Huylu (benign) Tümörler

Basit kemik kisti

Dev hücreli tümör

Enkondroma

Fibröz displazi

Osteokondroma

Non-osssifying fibroma

Kemik Tümörlerinin Bulguları ve Tanı Yöntemleri
Tümörlü hastalarda çoğu kez ağrı şikayeti olur. Tümer açısından şüpheli olan en önemli bulgu yer değiştirmeyen, sürekli olan ve artarak devam eden ağrıdır. Ağrı genellikle künt ve süreklidir. Tümör nedeniyle, tümörün yayılması ve genişlemesi nedeniyle patolojik kırık denilen ve zayıflayan kemikte meydana gelen kırık da ağrıyı artırır. Bazı tümörler ateş ve gece terlemesine sebep olabilir. Bazen kitle ağrı vermediği için tamamen rastlantısal olarak karşımıza çıkabilir. Bir takım kas veya iskelet travması şikayeti ile hekime başvuran hastalarda ilgili travmaya yönelik görüntüleme (röntgen, MR gibi) yapılırken tümörler saptanabilir.

TANI
İlk Başvuru
Kemik tümöründen şüphelenildiğinde ya da aşağıdaki belirtilerin olduğu düşünüldüğünde kısa süre içerisinde uzman bir hekime başvurarak hekimin yönlendirmesi ile gerekli tanı yöntemlerinin kullanılması en sağlıklı yoldur.

Tetkikler sonunda tümör endikasyonu konan hastaların klinik başvuruları genel olarak aşağıdaki nedenlerle gerçekleşir.

Tesadüfi Bulgu:

Kliniğe başka bir nedenle başvuran hastaya yapılan çeşitli tetkiklerle tümörün fark edilmesi durumudur.

Ağrı:

Tümörlerden kaynaklanan ağrılar devamlıdır ve zamanla giderek şiddetini artırır. Dinlenme, ilaç tedavisi ya da diğer tedavilerle ağrıları gidermek mümkün olmaz. Bazen de aniden ve şiddetle başlayan ağrı tümörün yerleşimi ve zamanla büyümesi nedeniyle zayıflayan kemiğin kırılması nedeniyle olabilir.

Şişlik:

Bedende ağrı yapmadan var olan bir şişlik hekime başvurma nedenleri arasında başta gelir. Bu şişlik uzun süreden beri varken birden büyüyebilir. Bu büyümeyi olumsuz bir gösterge olarak görülür. Yüzeyel, hemen deri altında yer alan şişlikler kolayca fark edilebildiği için hastalığın erken evrelerde teşhisi mümkün olabilir. Karın boşluğunda, adale tabakalarının arkasındaki alanlara yerleşen şişliklerin fark edilmesi kolay değildir. Bu tip derin alanlardaki şişlikler, ancak ileri aşamalarda ya da şişlik nedeniyle çevredeki sinirlerin baskılanması sonucu oluşan ağrı ve benzeri bulgular nedeniyle oluşan şikayet başvuruları sonucunda fark edilebilir.

Patolojik Kırık:

Tümörün kemiği zayıflatması sonucu ciddi bir darbe, kemik kırığına yol açacak derecede şiddetli bir baskı olmaksızın oluşan kırıklardır. Bu tip bir durum nedeniyle ağrı ve diğer şikayetlerle başvuran hastalarda kemik tümörleri teşhis edilir.

Tümör Teşhisi Konan Hasta Ne Yapmalı?
Kas ve iskelet sistemi tümörü teşhisi alan hastanın vakit kaybetmeden bu alanda çalışan bir ortopedi uzmanına başvurması en doğru hareket olacaktır.

Hekim muayenesine; teşhis sürecinde yapılmış olan MR, kemik sintigrafisi, BT, ilgili kan tahlili sonuçlarını da mutlaka götürmek gerekir. Uzman hekim mevcut tahlil ve görüntüleme sonuçlarını inceleyerek, gerekli hallerde tümörün ilerleyişini, yerini belirlemek için ya da daha önceden eksik olan ek tetkikler için yeni tanı ve tahliller isteyebilir.

Özellikle tümörün tipinin belirlenmesi ve evrelenmesi için biyopsi yapılması gerekir. Daha önceden yapılmış biyopsi sonuçları yetersiz ya da eksik bulunabilir. Burada en doğru yöntem, tümörün tedavisini yapan hekimin biyopsiyi yapması ve hekimin çalıştığı patoloji uzmanının dokuyu incelemesidir.

TANI YÖNTEMLERİ
Kas ve İskelet Sistemi Tümörlerinin Teşhisinde Kullanılan Görüntüleme Yöntemleri
Tümörün cinsi, yeri, yayılımı yapılması planlanan cerrahi tedavinin gereklilikleri kullanılacak görüntüleme yöntemlerinin belirlenmesinde etkilidir. Bazen tek bir yöntem yeterli olabilirken, tümörün durumuna göre birden fazla görüntüleme yöntemi de kullanılabilir. İhtiyaç halinde aynı görüntüleme yönteminin tekrarı da gerekebilir.

Tedaviyi yapacak ortopedi uzmanının görüş ve yönlendirmeleri belirleyicidir.

Kullanılan Görüntüleme Yöntemleri

Röntgen
Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG)
Anjiyografi
Kemik Sintigrafisi
Bilgisayarlı Tomografi (BT)
Pet ile Görüntüleme
Biyopsi
Mikroskopik inceleme yapabilmek için tümör içinden küçük miktarda bir dokunun elde edilmesidir. Tümöre yaklaşımın, cerrahi ve takip eden tedavilerin planlanması ve yapılacak asış cerrahi işlemin başarısı için biyopsi işlemi en önemli tanı yöntemidir.

Biyopsi tedaviyi yapacak cerrah tarafından yapılmalıdır. Alınan dokunun ise tedaviyi yapacak cerrahın çalıştığı patolog tarafından incelenmesi tavsiye edilir. Alınan biyopsi materyalinin kas ve iskelet sistemi tümörlerinde deneyimli bir patolog tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Hangi tip biyopsi yapılması gerektiği tedaviyi yapacak ortopedi uzmanı tarafından belirlenir.

Tedavi Süreci
Tedavi Öncesi Evreleme

Tümörün tipi ve davranış biçim; tümör için en uygun tedavi yönteminin belirlenmesi için tümörler belirli kriterlere göre sınıflandırılır. Bu sınıflamaya evrelendirme denir.

Evrelendirme konusunda kullanılan çeşitli sistemler vardır. En sık kullanılan evrelendirme yönteminde ölçülen kriterler:

Gradeleme: Biyopsi ile alınan tümörlü dokuların mikroskopik incelemesi ile yapılarının bozulması, çoğalma hızı, dayanıklılık gibi özellikleri belirlenir. Bu kriterler; tümörün bulunduğu yerde tekrarlama ve başka bölgelere sıçrama olasılıklarının anlaşılmasına, cerrahi sonrasında kemoterapi ya da radyoterapi gibi devam eden tedavilere olan ihtiyaç anlaşılır. Tüm bunlara grade denir. İyi huylu tümörler grade 0, kötü huylu tümörler ise düşük olan grade 1, yüksek olan grade 2 olarak sınıflandırılır.
Anatomik Yerleşim:Tümör çıktığı alanın içinde kalmışsa intrakompartmantal, dışarıya taşmışsa ekstrakompartmantal olarak sınıflandırılır.
Uzak Metastazların Varlığı:Kötü huylu tümörlerin gösterebildikleri bir davranış biçimidir. Selim tümörlerin hepsinin grade’i 0 dır. Selim tümörler içinde yalnızca dev hücreli kemik tümörü ender olarak uzak metastaz yapabilir.

Latent: Tümörde büyüme yoktur Yalnızca gözlemlenebilir. Tümör kapsülü ile beraber alınabilir ya da bulunduğu bölge nedeniyle kırık riski söz konusu ise içinin boşaltılması (intralezyoner sınır) ve boşluğun kemik doku ile doldurulması yöntemiyle tedavi edilebilir.

Aktif: Tümörde değişim ve büyüme vardır. Cerrahi olarak tedavi edilir. Uygun çıkartılmadığı durumlarda tekrarlar. Yumuşak doku tümörlerinin kapsülü ile çıkartılması (marjinal sınır) yeterlidir. Kemik dokuda ise tümörün içine girilerek tümör duvarları kazınır (intralezyoner sınır) ve tekrarlamayı önlemek için geride kalan hücreler yok edilir.

Agresif: Tümör hızlı bir şekilde çevresindeki dokuların içine girerek büyür. Etrafında tümörü sınırlayan dokular yoktur. Yumuşak doku tümörleri ve kemik doku tümörleri agresif seyir eden tipolojide ise geniş sınırlar ile çıkartılmalıdır. Eklem, büyüme kıkırdakları gibi kalıcı sakatlıklara yol açacak dokular söz konusuysa geniş sınırlar ile çıkartmak yerine tümörün içinin boşaltılması ve kalan hücrelerin yok edilmesi tercih edilebilir.

TEDAVİ SÜRECİ
Kas ve iskelet sistemi tümörlerine yönelik cerrahi yaklaşımdaki temel kural sarkomlu doku ve bu doku ile temas etmiş tüm dokuların (biyopsi veya daha önce geçirilmiş ameliyatlar sırasında temas edilen yerler, kan ve sıvıların bulaştığı alanlar da dahil olmak üzere) hiç görmeden ve dokunulmadan, sağlam dokudan oluşan güvenilir kalınlıkta bir doku ile tamamen örtülmüş olarak çıkartılmasıdır.

Bu temiz ve güvenli sınıra ulaşmak için gereken tüm dokular çıkartılır, uzvun canlılığı ve işlevi için gerekli dokuların bu amaçla kaybı söz konusu olsa bile bundan kaçınılmaz. Gerektiğinde bu kayıp dokular, daha sonra yeniden yapısal ve işlevsel olarak tamir ve restore edilebilir.

Uzvun yeniden kullanılabilmesini sağlayacak rekonstrüksiyon (yeniden yapılandırma) tedavileri ciddi tecrübe, özel beceri, gelişmiş teknoloji ve mikrocerrahi alanında yetişmiş tıbbi birikim gerektirir.
Çıkarılması gereken doku miktarı tümör tipine ve tümör çevresindeki dokuların tümöre karşı oluşturdukları geçirgenlik özelliklerine bağlıdır.

Ortopedik Onkoloji Tedavi Yöntemleri
Kas ve iskelet sistemindeki tümörlerin tanılama ve evreleme süreçlerinden sonra tedavinin ne şekilde yapılacağı belirlenerek cerrahi tedaviye ve yine ihtiyaca göre radyoterapi veya kemoterapi süreçlerinin planlanması ve uygulamasına geçilir.

İyi huylu kemik tümörlerinin tedavisi
Tümörün tipine ve hastanın yaşına göre değişiklik gösterir. Selim tümörlerle ilgili çoğu vakada gözlem yeterlidir. Bazılarında tıbbi tedavi ağrıyı geçirir. Bazıları da zamanla kendiliğinden kaybolur (özellikle çocuklarda).

Birkaç iyi huylu tümör kötü huyluya dönüşme potansiyeline ya da metastaz potansiyeline sahiptir. Ortopedik cerrahi uzmanı olası patolojik kırıkları önlemek için tümörün alınmasını (eksizyon) yolunu tercih edebilir.

Bazı tümör tiplerinde alındıktan sonra tekrar oluşma (nüks) görülebilir. İyi huylu olduğu halde agresif seyreden tümörlerin başında dev hücreli tümörler gelir. Çoklu yerleşim gösteren osteokondrom tümörü vakalarında kanserleşme ihtimali olabilir.

Kötü huylu kemik tümörlerinin tedavisi
Kemik kanserlerinin tedavisi konusunda tecrübeli farklı uzmanlık alanlarındaki hekimlerden oluşan bir takım ile multidisipliner şekilde yapılır. Ortopedi cerrahı ile birlikte, ortopedik onkolog, tıbbi onkolog, radyolog, radyasyon onkoloğu, patolog gibi farklı tıbbi uzmanlık alanlarındaki uzman hekimler tedavi sürecini beraber yürütürler.

Kanseri yenmek ve ektremiteyi korumak temel amaçtır. Bu süreçte farklı tedavi yöntemleri hastanın kanserini yenmek için kullanılır.

Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Kemoterapi Tedavisi

Radyoterapi Tedavisi yöntemlerinden hangisinin ya da hangilerinin kullanılması gerektiğine tümörün davranışı ve evresine, metastaz durumuna göre karar verilir.

Ortopedik Onkolojide Cerrahi Yöntemler
Ekstremite koruyucu cerrahi
Bu cerrahi tedavi yönteminde, sadece tümör odağının boşaltılması hedeflenebilir. Yetersiz kaldığı durumlarda tümör dokusunun etrafındaki dar veya geniş alandaki sağlam doku ile birlikte çıkarılması şeklinde de olabilir. Burada amaç hastanın onkolojik tedavisini sağladıktan sonra ekstremiteyi fonksiyonel hale getirmektir. Tedavi sürecinde rekonstrüktif cerrahideki gelişmelerden faydalanılır. Protez, kemik greftleri ve biyolojik rekonstrüksiyon yöntemleri sıklıkla kullanılır. Tümörün izin verdiği durumlarda bu cerrahi yönteminin tercih edilmesindeki temel amaç tümörlü uzvu mümkün olduğunca koruyarak en kısa sürede işlevselliğini kazandırmaktır.

Amputasyon
Tümörün yayılımı ve derecesi nedeniyle uzvun korunmasının mümkün olmadığı durumlarda hastanın hayatını kurtarmak amacıyla yapılır. Burada uzuv cerrahi yöntemlerle vücuttan alınır.

Tıptaki gelişmeler, gelişen tanı ve tedavi yöntemleri tümörlerin ampütasyon ihtiyacı oluşmadan fark edilmesine geçmişe oranla daha fazla imkan veriyor. Günümüzde bu tanı yöntemlerinin ve cerrahi yöntemlerin gelişmesi nedeniyle ampütasyon oranı vakaların %10’una kadar inmiştir.

Radyoterapi (Işın Tedavisi)
Işın tedavisine duyarlı olan bazı kemik tümörleri cerrahi yöntemlerle birlikte radyoterapi uygulamaları ile de tedavi edilebilir. Burada sadece radyoterapi uygulanabileceği gibi cerrahi ve radyoterapi beraber de uygulanabilir.

Kemoterapi
Tümörün davranışı ve tipine göre bazı vakalarda kemoterapi tedavi için yeterli olabilir.

Kemoterapi cerrahi operasyon öncesinde tümörü cerrahiye uygun hale getirmek için ya da cerrahi sonrasında tedavi sürecini desteklemek ve tamamlamak için kullanılabilir.

Tedavi Sonrası Takip

Kanser her zaman nüks etme ve daha önceden fark edilemeyen metastazlar nedeniyle başka doku ve organlarda ortaya çıkma riski taşıyan bir hastalıktır. Bu nedenle tam şifa ile tedavi gerçekleşse bile hastanın takibi oldukça önemlidir.

Hasta takibi önce kısa aralıklarla, sonra yıllara yayılarak yapılmak zorundadır.

Hastalığın tekrarlaması yada başka organlara yayılımı (metastaz) gelişirse takiplerle bu durum erken dönemde teşhis edilir ve tedavi planlaması yapılabilir.

Kemik tümörlerinin akciğer, meme, tiroid ve erkeklerde prostat kanseri olarak metastaz yapma riski dikkatle takip edilir. Tedavi süreçleri sonlansa dahi habis tümörü olan kişilerde, ileri yaşlarda ortaya çıkan kemik ağrılarının takibi ve dikkate alınması önemlidir.

DEFORMİTE CERRAHİSİ

Deformite Cerrahisi

Uzuvlardan herhangi birinde bir veya birden fazla eğrilik olması durumuna deformite denir. Eğrilikler frontal, sagittal veya rotasyonel planda olabilir ve angulasyon, translasyon veya torsiyon olarak görülebilir.

Doğuştan gelen deformiteler olcağı gibi sonradan kazanılmış deformitelerde olabilir. Çocuklarda genellikle bazı genetik ve metabolik hastalıklara ya da geçmişte yaşanmış kırıklara bağlı olabilir. Deformite tedavisinde her deformite durumunun ilgili hastaya özgü olduğu ve tedavi sürecinin de hastanın deformitesine göre şekilleneceği unutulmamalıdır.

Bazı deformite durumları kişinin hareket kabiliyetine engel olmazken kimi durumlarda ise deformite hareketi kısıtlayıcı, bozucu ve engelleyici bir yapıda olabilir. Hareket kısıtlayıcı ve hastanın yaşam koşullarını zorlayıcı durumlarda cerrahi yöntemler devreye girer. Deformite cerrahisinde her bir operasyon hastaya özel olarak kurgulanır ve gerçekleştirilir. Deformite düzeltmelerinde en yaygın yöntem ilizarov yöntemidir. Bu yöntem operasyon öncesiyle ve operasyon anıyla birlikte kompleks bir süreç yönetimidir.
Ameliyat öncesinde;
• Ayrıntılı bir analiz ile deformitenin merkezi belirlenir.
• Monte edilecek medikal malzemelerin yeri kesinleştirilir.
• Düzeltme algoritması ve süreci netleştirilir.
• Düzelmenin akut ya da bir süreye yayılarak yapılacağına karar verilir.
• Osteotomi yani kemik kesimi sonrası kullanılacak implanta karar verilir.

Bu adımlar tamamlandıktan sonra gerçekleştirilecek bir operasyon ile deformite yüksek oranda düzeltilir.
Bu derecede kompleks bir cerrahiyi gerçekleştirebilmek için geniş bir tecrübe ve tıbbi olanak gerekir. Aksi bir durumda hoş olmayan sonuçlar oluşabilir ve tedavi olumsuz sonuçlanabilir.